Ana Sayfa Dağ - Doğa Sporları Hipotermi Nedir, Nasıl Ortaya Çıkar, Korunma Yolları Nelerdir?

Hipotermi Nedir, Nasıl Ortaya Çıkar, Korunma Yolları Nelerdir?

0
0
88
hipotermiden etkilenmiş adam

Aşırı ısı kaybı olarak tanımlanan hipotermi, vücudun yitirdiği sıcaklığın ürettiğinden fazla olmasından dolayı vücut sıcaklığının 35°C’nin altında düştüğü durumlarda ortaya çıkan bir durumdur.

Hipoterminin başlıca ortaya çıkış nedenleri uzun süre soğuk havaya maruz kalma, soğuk havada ıslak veya nemli kalma, soğuk suya batma veya soğuk suyla ıslanmaktır.

Soğuktan koruyan, yalıtım özelliği yüksek malzemelerden üretilmiş kıyafetlerin ve ısınma olanaklarının çok daha erişilebilir ve yaygın olduğu günümüzde hipotermi çoğu insana uzak bir olasılık gibi gözükse de hipotermi sessiz ve sinsi bir düşman ve hatta katildir. Bu nedenle son derece gelişmiş ülkelerde ve büyük şehirlerde bile görülebilmekte, yalnızca sokakta kalmışları ya da evsizleri değil herkesi etkileme olasılığı bulunmaktadır.

Bu nedenle özellikle doğaseverler ve kampçılar hipoterminin belirtilerini son derece iyi bilmeli ve bundan kaynaklı risk ve tehlikelerin farkında olunmalıdır. Üstelik hipotermi konusunda bilgi sahibi olmak hayatta kalma bilgi ve becerisinin de olmazsa olmaz bir parçasıdır.

Hipotermiye Neden Olan Etkenler Nelerdir?

Normal vücut sıcaklığı tıpta 36.5-37.5°C arasında tanımlanır. Bu sıcaklığın altındaki sıcaklıklara uzun süre maruz kalınan tüm durumlar hipotermiye maruz kalma ihtimalini doğurur. Hipotermi sırasında kişinin düşünme becerisi azalır, kafa karışıklığı ve hatta şiddetli hipotermi durumlarda “delirme” olarak tanımlanabilecek davranışlar ortaya çıkar. Bunlardan makalenin devamında bahsedeceğiz, ama bu noktada önemle vurgulamak istediğimiz; hipotermi ortaya çıkmadan önce kafa karışıklığı ve düşünme becerisi kaybı başlamadan önlemleri almaya başlamanın son derece önemli olduğudur.

Evrendeki her madde gibi insan bedeni de üç yolla ısı kaybeder: Konveksiyon, temas ve ısıl ışınım. (termal radyasyon)

Soğuk maddelere temas etmek ısı kaybını arttırır. Yani kamp yaparken örneğin; uyku sırasında zeminle aranızda etkili bir yalıtıcı yoksa ısı kaybı son derece yüksek miktarda olacaktır.

Bir diğer ısı kaybı nedeni de vücudun (derinin) belli kısımlarının açıkta kalmasıdır. Yalıtılmamış bu noktalar ısı kaybını hızlandırır.

Isıl ışınımsa lisede çoğu kişinin bir türlü anlayamadığı ısı ve sıcaklık farkı benzeri bir konudur ve burada anlatabileceğimizden biraz daha karmaşıktır. Fakat kısaca özetlemek gerekirse; mutlak sıfır sıcaklığının üzerinde bir sıcaklığa sahip olan evrendeki tüm nesnelerin bir ısıl ışınımı vardır ve bu ışınım nesnenin kendisindeki ısı enerjisinin -tıpkı radyoaktif bir maddedeki elektronların etrafa yayılması gibi- evrene saçılmasına sebep olur. Bunun bizi ilgilendiren kısmı, vücudumuzun da sürekli olarak ısıl ışınım yani termal radyasyon yaydığı ve bunu korumanın vücut sıcaklığını korumakta son derece önemli olduğudur. (Bundan da makalenin ilerleyen kısımlarında bahsedeceğiz.)

Hipoterminin Seviyeleri Nelerdir?

Hipoterminin üç seviyesi vardır. Ortaya çıkan belirtiler, kurtulma ihtimali, uygulanacak tedaviler ve hipotermiden etkilenen kişinin yüzleşeceği sonuçlar da bu seviyelere göre değişir. Bu seviyeler hafif, orta seviye ve şiddetli hipotermi olarak sınıflandırılır. Şiddetli hipotermi yaşayan birini kurtarmanın tek yolu uzmanlar tarafından yapılacak tıbbi müdahaledir.

Bir kampta veya doğa yürüyüşünde, tıbbi olanakların olmadığı koşullarda şiddetli hipotermi belirtileri gösteren bir kişiyi kurtarma ve tedavi etme şansı yok denecek kadar azdır. Ancak sıcaklık kaybını azaltacak önlemlerin sürdürülmesi kurtarma ekiplerinin müdahalesinden sonra kişinin sağ kalma şansını arttıracaktır.

Hafif Şiddette Hipotermi Belirtileri

Hafif şiddette hipotermi belirtilerini gözden kaçırmak son derece kolaydır, çünkü sıradan üşüme belirtileriyle karıştırılma ihtimali vardır. Her ne kadar üşüme, hipotermiye giden aşamalardan biri de olsa çoğu insan bu gerçeği gözden kaçırabilmektedir.

Hafif hipotermi belirtileri arasında titreme; kan basıncının, nabzın ve soluma sıklığının yükselmesi ve deri yüzeyine yakın damarların daralması vardır. Bunlardan titreme ve soluma sıklığının kesik kesik ve hızlı olması durumu dışarıdan en kolay gözlemlenebilen durumlardır. Derideki damarların daralmasıysa dolaylı olarak gözlemlenebilir. Cilt soluklaşır, hatta bazı durumlarda çok açık tonlu morarmalar görülebilir. Özellikle parmak uçları, tırnakların altı, dudaklar ve gözaltlarında bu belirtiler ortaya çıkar.

Hafif hipotermi durumunda, vücudumuzun sağlıklı iç dengesini korumakla görevli olan hipotalamus, kendince bazı önlemler almaya başlamış demektir. Tüm bu belirtiler hipotalamusun vücut sıcaklığımızı koruma çabalarının sonuçlarıdır.

Hafif hipotermi başladığı noktada kan uzuvlardan çekilerek bedenin merkezinde toplanmaya başlar. Böylece beyin; el, kol, bacak, ayak gibi uzuvları feda etme riskini göze alarak bedenin merkezini ve iç organları sıcak tutmaya çalışır. Dağcılarda ve soğukta mahsur kalanlarda, kurtarıldıktan sonra, soğuk ısırması ve kangren gibi durumların el ve ayaklarda görülmesinin nedeni budur.

Titremenin nedeni de vücudun kendini ısıtmaya çalışmasıdır. Beynimizin “bilinçsiz kısmı” olarak tabir edilen bölümleri, normalde bilinçli beynin yönetiminde olan kırmızı kasların yönetimini ele alır; sık ve şiddetli kasılma sinyalleri göndererek vücudu ısıtmaya çalışır.

Yüksek fiziksel etkinlik ve hareketlilik sırasında kasların çalışmasıyla ortaya çıkan sıcaklık vücudu ısıtır. Titreme, hipotalamusun bu durumu oluşturma çabasından ötürü ortaya çıkar.

Hafif şiddette hipoterminin bir başka belirtisi de kişinin idrar üretimindeki artıştır. Bunun nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte, uzun süre soğuğa maruz kalanlarda ve hipotermi yaşayanlarda idrar üretiminin arttığı yani daha sık ve çok işeme gereksinimi olduğu bilinmektedir.

Orta Şiddette Hipotermi Belirtileri

Eğer hipotermiyi doğuran koşullar bertaraf edilip, kişi ısıtılmazsa hipoterminin şiddeti artar ve orta seviyeye yükselir. Bu aşamada kişinin zihin durumunda değişmeler ve sağlıklı düşünme becerisinde azalma görülür. Orta şiddette hipotermi yaşayan birinin tüm kasları üzerindeki denetimi de azalacağından konuşma becerisi de bu durumdan etkilenir. Bu aşamaya gelmiş birinin konuşması sarhoş birinin konuşmasına benzemeye başlar; dili dolanır. Reflekslerde ve motor becerilerde de azalma ve tümden kayıp gözlemlenebilir. Bellek, yani hatırlama becerisi de azalır.

Şiddetli Hipotermi Belirtileri

Hipotermi bu seviyeye vardığında titremenin durduğu gözlemlenir. Cilt artık üçüncü kişiler tarafından hissedilebilecek kadar soğumuştur. Ciltte şişme de görülebilir. Ayrıca önceki seviyelerde artan soluma hızı ve kan basıncı da bu aşamaya gelindiğinde düşmeye başlar. Şiddetli seviyede hipotermi belirtileri ortaya çıktığında artık kişinin çekirdek sıcaklığı (bedenin merkezinin genel sıcaklığı) 28°C’nin de altına düşmüş demektir.

Hipotermi Durumunda Ortaya Çıkan Çarpıcı Zihinsel Değişimler

Hipotermi durumunda neredeyse ilk seviyelerden itibaren kişinin zihinsel ve algısal (idrak) becerilerinde düşme görünür. Ayrıca kişinin psikolojisinde değişimler gözlemlenebilir. Sanrılar (halüsinasyon) görülebilir.

İnadına Soyunma (Paradoxical Undressing)

Bu teriminin birebir çevirisi “mantığa aykırı bir şekilde, akla zıt bir şekilde soyunma” demektir. Buradaki mantıksızlık, üşüyen bir kişinin üzerine daha çok kıyafet giyme dürtüsü hissedecek olması ve buna göre davranması mantığa uygunken bazı durumlarda şiddetli veya orta seviye hipotermi geçirenlerin bunun tam tersini yaparak, adeta inadına soyunması ve tüm elbiselerini çıkartmaya başlamasıdır.

Son derece çarpıcı olan ve bilim dünyasının geç farkına vardığı bu durum, yerleşim yeri ve büyük şehirlerde hipotermiden ölmüş bir şekilde bulunanların cinsel saldırıya uğradığının zannedilmesine sebep olmuştur.

Hipotermiden kaynaklı ölümlerin %20-50’si civarında bir kısmının bu davranış ya da belirti yüzünden olduğu düşünülmektedir. Bu aşamada kişi delirmiş gibi soyunmaya başlar. Saldırganlaşır ve kafası karışıktır.

Bu duruma sebep olan iki etken olduğu düşünülmektedir. Kuramlardan (teori) birine göre beyne giden kanın da soğumasıyla birlikte vücut sıcaklığını düzenlemekle görevli olan hipotalamus bir çeşit kısa devre yapar ve bu yüzden sıcaklıkla ilgili algı bozularak kişinin hararet hissetmesine sebep olur. İkinci bir kurama göre de vücut sıcaklığını korumak için sürekli olarak daralan kan damarları bu duruma dayanamaz ve birden gevşer. Bu da vücut çekirdeğindeki (bedenin merkezi, gövde) daha sıcak kanın vücudun diğer kısımlarına hücum etmesine ve kişinin hararet hissi yaşamasına neden olur. Hipoterminin neden olduğu kafa karışıklığı ve aklî melekelerin azalmasının da getirdiği sonuçlarla birleşince kişi adeta çıldırmış gibi soyunmaya başlar.

Ölümüne Gömülme (Terminal Burrowing)

Saklanıp ölme sendromu olarak da adlandırılan bu durum kişinin ilkel kendini koruma güdülerinin devreye girmesiyle birlikte özellikle hipoterminin en şiddetli ve son aşamalarında ortaya çıkar.

Bu aşamaya gelen kişi, tıpkı kış uykusuna yatan hayvanların hissettiğine benzer bir dürtüyle, küçük, dar, kapalı ve korunaklı alanlara sığınma ihtiyacı ve dürtüsü hisseder. Genelde inadına soyunma davranışıyla birlikte görülebilen bu durum vücut sıcaklığının yavaş yavaş azaldığı durumlarda ortaya çıkmaktadır.

Nedeni tam bilinmemekle birlikte Almanya’da yapılan bir araştırmadan elde edilen bulgular, uzun süren ve yavaş seyreden hipotermi durumlarında beyin sapının istemsiz davranışları tetikleyen özerk bir bölümünün devreye girdiğini kış uykusuna yatan hayvanlarda da gözlemlenen bu “gömülme” ya da sığınma davranışını tetiklediğini düşündürmektedir.

Bu şekilde ölmüş ya da bu durumu yaşayan kişilerin kurtarma ekipleri tarafından bulunması zordur. Sığındıkları yerler tıpkı saklanma yerlerine benzediği ve bu davranış hipoterminin ölüme yakın aşamalarında ortaya çıktığı için bu duruma “saklanıp ölme sendromu” denmiştir.

Hipotermiden Korunma Yolları

Kamp yapmayı, doğa yürüyüşlerini ve etkinliklerini seven birinin hipotermi belirtilerini ve bundan korunma yollarını bilmemesi başlı başına bir risktir. Yazın veya baharda bu etkinlikleri yapmayı tercih edenler hipotermi riskinden uzak olduklarını düşünebilir; ancak bu bir yanılgıdır. Nasıl ki bir şehrin içinde bile iki semtin sıcaklığı ve şartları birbirinden çok farklı olabiliyorsa, yaylaya veya dağa kampa gittiğinizde şartların şehirdeki gibi olmasını bekleyemezsiniz. Üstelik bazı bölgelerde gündüz ve gece sıcaklıkları ve şartları son derece farklı olabilmektedir.

Vücut sıcaklığı insanın sağ kalmasının en temel öğelerinden biri olduğu ve yukarıda anlattığımız gibi hipotermi sessiz ve sinsi bir katil olduğundan, yazın bile bu tehlikeye karşı uyanık ve bilinçli olmanızda fayda vardır.

Uygun kıyafet seçimi: İnsan, sıcak ve tropik bölgelere son derece iyi uyum sağlamış bir yaratık olmasına rağmen soğuk iklimlere karşı son derece zayıftır. İnsanoğlu, binlerce yıldır ve nesillerdir soğuk iklimlerde sağ kalabilmesini aklı sayesinde geliştirdiği teknik ve donanıma, uygun yöntemleri öğrenmesine ve kıyafetlerine borçludur. Her zaman, yazın bile kampa gitseniz havanın tahmin edebileceğinizden daha soğuk olabileceğini aklınızdan çıkartmayın ve bu olasılığa karşı korunmanızı sağlayacak kıyafetleri de yanınıza almayı ihmal etmeyin.

Kışın kafa ve ellerin de soğuktan korunması önem taşır. Çoğu kişi kafadan ısı kaybının diğer bölümlere göre daha fazla olduğunu söyler; fakat bu yanlıştır. Kafadan ısı kaybı da vücudun açıkta kalan diğer bölümleriyle aynıdır. Sorun, saçımız yüzünden çoğu zaman kafamızı korumayı ihmal etmemizdir. Bir diğer sorunsa, kabaca bir küre şeklindeki baş bölgemizin toplam yüzey alanını çok fazla olmasıdır.

Baş bölgenizin yüzey alanının ne kadar fazla olduğunu anlamak için yapabileceğiniz çok basit bir işlem vardır. Kapüşonlu bir svetşörtünüzü ya da kabanınızı serin, kapüşon kısmını gövde kısmının üzerine yatırın ve kapüşonun ortadan kesilip açıldığını hayal edin. Elbette ki modele göre değişebilir; fakat kapüşon kısmı için harcanan kumaş miktarının neredeyse tüm gövde için harcanan kumaş miktarına eşit olduğunu gördüğünüzde baş bölgesindeki yüzey alanının büyüklüğü hakkında kabaca bir fikriniz olacaktır.

Çoğu zaman ihmal ederiz ancak bazı durumlarda yüzümüzü de korumamız gerekebilir. Bu nedenle her zaman kampa giderken boynunuza takmak için bir balaklava veya baf bulundurun ve bunu boynunuza takın. İnce kumaştan yapılmış bir baf bile yüzünüzü soğuktan korumakta çok faydalı olabilir. Üstelik yüzün uzun süre soğuğa maruz kalması durumunda yüz felci geçirebileceğinizi unutmayın.

Ateş yakmak: Ateş her anlamda insanoğlunun faydalandığı ilk kaynaklardan biri ve yönetmeyi becerdiği belki de ilk teknolojilerden biridir. Tabii ki aynı zamanda en basit ve hızlı ısınma kaynağıdır.

Unutmayın: Hiçbir yalıtım ısı ve sıcaklık kaybını tamamen önlemez.

Eğer vücut sıcaklığınızdan düşük bir ortamdaysanız öyle ya da böyle, hızlı veya yavaş bir şekilde ısı ve sıcaklık kaybedeceksiniz demektir. Bunu önlemenin tek yolu ortamdan vücudunuza ısı almak; yani ısınmaktır. Kalorifer veya UFO bulamayacağınız doğada da bunun yolu ateş yakmaktır.

Çakmaksız veya kibritsiz ateş yakmanın birçok yolu vardır. YouTube bu yöntemlerle ilgili videolarla doludur. Bu yöntemleri öğrenin ya da en azından videoları izleyin ki acil durumlarda en azından konuyla ve yöntemlerle ilgili fikriniz olsun. Eğer bu yöntemlere bel bağlamak istemiyorsanız yapabileceğiniz çok basit bir şey de yanınıza çakmak veya kibrit almaktır.

Hayatta kalma donanımları ve özel donanımlara yönelmeniz şart değil. Marketler piknik ve mangalda kullanılmak üzere hazırlanmış çeşit çeşit ateş yakma donanımları ve malzemeleriyle doludur. Son derece uygun fiyatlara alınabilecek bir kav bile ateş aldığında neredeyse 10 dakika yanarak bir ateş yakabilmenizi sağlar. Bunları basit bir poşete sarıp çantanıza atarak kuru tutabilirsiniz.

Bunun yanında bakkalda veya markette satılan sıradan kibritleri bildiğimiz diş macununa veya ojeye batırarak su geçirmez kibrit hâline getirebilirsiniz. Böylece nem almaz ve suya girdikten sonra bile yanar.

Saydığımız yöntemlere göre biraz daha pahalı olsa da magnezyum çubuklar veya çubuk çakmaktaşları da acil durumlarda son derece kullanışlıdır. Sudan etkilenmezler, anahtar, bıçak hatta bozuk para gibi herhangi bir metalle çakılabilirler ve son derece kullanışlıdırlar.

Tabii ateş yakarken ateş çukuru açmayı ve yangına sebep olmamak için gerekli önlemleri almayı unutmayın. Acil durumlarda, soğuktan donmak üzereyken ateş çukuru kazmanızı kimse beklemiyor tabii ki; ancak acil durumlarda ateşinizi genişçe bir kayanın üzerinde, saçılmayacağı şekilde korunaklı bir yerde yakarak ve alanı terk ederken ateşi söndürdüğünüzden emin olarak yangın olasılığını yok edebilirsiniz.

Acil durumlar dışında ateş yakmanın uygun yollarını öğrenmek için de bu yazımızı okuyabilirsiniz.

Isınmak için alkol tüketmek: Isınmak için alkol tüketmekle ilgili söyleyebileceğimiz en basit şey, bunu yapmamanız gerektiğidir. Alkol sizi soğuktan korumaz! İçene içmeyene karışacak değiliz; kişisel tercihler bizi ilgilendirmez; ancak alkolün ısınmayı sağladığı bilgisi son derece yanlış; üstelik de tehlikeli bir bilgidir.

Alkolün vücutta neden olduğu bazı değişklik ve etkiler ısınma hissine, ısınma sanrısına sebep olur. Kısa vadede vücut sıcaklığını bir miktar yükseltse de hipotermi durumlarında son derece kıymetli olan ve idareli kullanılması gereken enerjinin daha hızlı tüketilmesini sağlar.

Bunlara ek olarak ısınmak için alkol içmenin en büyük tehlikesi şudur: Alkol aldığınızda ciltteki kan damarları genişler. Bu durum da vücudun kendini soğuktan korumak için yaptığının tam tersidir. Yani sıcaklık kaybının artmasına, hızlanmasına sebep olur.

Termal battaniyeler: Makalenin başlarında ısıl ışınım (termal radyasyon) konusundan bahsederken konunun karmaşık olduğuna da değinmiş ve ısıl ışınımın vücut sıcaklığını kaybetmeye ve hipotermiye neden olan etkenlerden biri olduğunu belirtmiştik. Uzay battaniyeleri ya da diğer adlarıyla Mylar battaniye, ilk yardım battaniyesi, şok battaniyesi, güvenlik battaniyesi veya termal battaniye olarak adlandırılan bu donanımlar ısıl ışınımı geri yansıtarak vücut sıcaklığını korumak üzere yapılmıştır.

Dünyada ilk kez NASA tarafından kullanılan bu battaniyeler uzay mekikleri ve uzay istasyonlarının sıcaklığını korumak için uygulanan malzemelerden biri olarak ortaya çıkmıştır. “Uzay battaniyesi” denmesinin nedeni de budur. Üretimi son derece basit ve ucuz olan bu ürünler Mylar denen bir çeşit naylonun üzerine alüminyum veya benzer özelliklere sahip ince bir yansıtıcı malzemenin kaplanmasıyla elde edilir. Son derece ucuza satılan (Bu makalenin yazıldığı tarihlerde 9₺ gibi fiyatlara) bu battaniyeler acil durumlarda hayat kurtarıcı olmaktadır. Soğuk iklimlerde yapılan kurtarmaların kaydedildiği videoları izlerseniz hespinde kazazedelerin, kurtarma ekipleri tarafından, alüminyum folyoya benzeyen bu malzemeye sarıldığını görürsünüz.

Bir çeşit polyesterden üretildiği için termal battaniyeler rüzgârdan korunmak açısından da faydalıdır. Termal battaniyelerin üretildiği naylon malzemenin çekme direnci son derece yüksektir. Bu nedenle sığınak bulma olanağının olmadığı yerlerde çadır benzeri sığınaklar yapmakta bile kullanılırlar.

Son derece hafif ve katlandığında son derece ufak olan acil durum battaniyeleri hayat kurtarıcıdır. Özellikle yaz kış demeden kamp yapanlardansanız arabanıza veya çantanızın bir köşesine multaka bu battaniyelerden birkaç tane atın.

Termal battaniyelerle ilgili makalemize buradan ulaşabilirsiniz.

Rüzgârdan korunmak:

Çok soğuk sayılmayan havalarda bile rüzgâr sıcaklık kaybını 5 6 kata kadar arttırabilmektedir. Bu da rüzgârsız bir havada tehlike yaratmayacak sıcaklıklarda bile hipotermi tehlikesinin baş göstermesini sağlayabilir. Büyük bir nesnenin, bir ağacın, bir aracın, bir kayanın kuytusuna saklanmak bile rüzgârdan korunmakta son derece faydalıdır.

Şiddetli rüzgârın olmadığı durumlarda dahi sürekli esen ve hafif şiddetli esintiler ısı kaybını ciddi ölçüde arttırır.

Sığınak veya barınak bulmak: İçinde bir ısı kaynağı olmasa da, derme çatma olsa da; hatta bir kayanın kuytusu veya ağacın dibi bile olsa bir sığınak sizi doğa şartlarından koruyarak ısı ve sıcaklık kaybetme hızını azaltarak size ısınmak için fırsat verir. Doğada sığınabileceğiniz yerleri belirlemenin, hatta kısa zamanda basit barınaklar yapmanın kolay yolları vardır.

Uyurken ısı kaybını önlemek: Hipotermi belirtilerinden biri de donma noktasına gelenlerin uykusunun gelmesi ve bir uyuşukluk, hareketsizlik hâline bürünmeleridir. Filmlerimize bile konu olan bu durum “ölüm uykusu” olarak da adlandırılır. Hipotermi durumunda uykuya direncin azalması bir yana insan bedeni uyku sırasında daha hızlı ısı kaybeder; çünkü uyku sırasında metabolizma hızı düşecektir.

Uyurken zeminle temasınızı kesmek ve zeminle aranızda yalıtkan bir malzeme bulundurmak önemlidir. Bu malzemelerin en basiti “mat” denen ve uyku tulumlarının altına serilen kalın plastik benzeri malzemeden üretilmiş yataklardır. Bu malzemeler farklı kalınlıklarda ve farklı yoğunluklarda üretilir ve ısı yalıtımını arttırmak için gözenekli bir yapıya sahiptir.

Uyku tulumu kullanmasanız da, yazın da kamp yapsanız uyurken bu malzemeleri altınıza serin. Yatarken zeminle bedeniniz son derece büyük bir yüzey alanında temas edeceğinden, siz farkına bile varmadan uyku hâlindeyken hipotermiye maruz kalabilirsiniz.

Eğer matınız veya uyku tulumunuz yoksa, acil bir durumda malzemesiz bir şekilde doğada uyumanız gerektiyse yaprak, çalı çırpı ve benzeri malzemeleri kullanarak üzerine yatabileceğiniz yalıtkan bir alan yapabilirisniz.

Hipotermi belirtileri, hipotermiden korunma yolları ve genel olarak hipotermiyle ilgili anlaşılır ve olabildiğince geniş kapsamlı bilgi vermeye çalıştığımız bu makalemizin faydalı olacağını ve ihtiyacı olanları, ihtiyaç hâlinde koruyacağını umuyoruz.

Kaynaklar:
Mayoclinic
WebMD
Wikipedia
Medscape
Medline

Daha Fazla İlgili Makale YÜkle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir